Yoğun bir günün ardından yorulmuş bir vaziyette haberlere bakınırken, spikerin heyecanlı dudaklarından dökülen haber ilk başta ilgimi çok fazla çekmemişti. Haber özetle şuydu: Abant İzzet Baysal Üniversitesinde  Amerika'nın Irak'ı işgalinin 5. yıldönümü    nedeniyle bir basın açıklaması yapmak isteyen bir grup öğrenciye jandarma ve üniversitenin güvenlik görevlileri müdehale etti. Hem de ne müdehale! Yumruk, tekme, tokat... Ardından 15 öğrencinin gözaltına alınması. Öğrencilerin Yurtsever Cepheye dahil olduklarını söylemeyi unutmuyor tabi spiker. Bu görüntüleri gören çevremdeki ona yakın arkadaşım da öğrencilere bir yığın küfür edip, oh olsunlar çekmeyi unutmuyorlar. Ve benim habere olan ilgim burada başlıyor.                                                                                                                                                                         

 

Burada anlatmak istediğim Yurtsever Cephenin faaliyetleri değil. Keza, onların bir çok görüşüne katılmadığımı belirtmeliyim. Zaten basın açıklaması yapmak için izin almadıklarını da anlayabiliyoruz olan bitenlerden. Yani yasal olmayan bir şey yapmaya çalıştıklarını. Yalnız burada bir nokta var. Arkadaşlarım onlara sadece komünist olmaları münasebetiyle küfürler ediyor, oh olsunlar çekiyorlardı. O an Yurtsever Cephenin Amerika'nın Irak'ı işgalini protesto ediyor olması çok da önemli değildi onlar için. Çünkü protesto eden komünistti ve onlar komünistleri hiç sevmiyorlardı. Bir yandan da Amerika' ya küfretmeyi ihmal etmiyorlardı arkadaşlarım. Çünkü Amerika'da müslümanlara zulmediyor, Irak' da çocukları vuruyor, Afganistan'da insanlara işkence yapıyordu.  Oysa onlar da komünistlerle aynı şeyleri söylüyorlardı o an için. Arkadaşlarımın unuttuğu şey şuydu: Doğru her zaman doğrudur. Ne zaman söyleniyor olması, kim tarafından söyleniyor olması mühim değildir. Çünkü doğru tektir ve kim söylerse söylesin onun önemini gölgeleyememektedir.

  

Ne yazık ki hala bu tecrübeyi yakalayabilmiş değiliz. Bizler takım tutar gibi görüş ve fikir tutuyoruz. Olayı her zaman siyasallaştırıyor, kutuplaşmalara sebep oluyoruz. Tuttuğumuz fikirleri sonuna kadar savunuyor, nesnel bir biçimde değerlendirme yapamıyoruz. Düşünceleri hemen kategorize ediyor, ve onun etki alanını daraltıyoruz. İnsanlar eşit olmalı dediğimizde, komünist olduğumuzu sanıyorlar, bir toplumun gelişmesi için ahlak önemli bir yer teşgil eder dediğimizde, dindar olduğumuz söyleniyor, bir ülkenin gelişimi için yabancı sermaye de önemlidir dediğimizde ise liberal olup çıkıyoruz. Bunların hepsini savunduğumuzda ise insanların gözünde ne olduğu belli olmayan  birer fert olup çıkıyoruz. Yukarı da dediğimiz gibi insanları kategorize etmekten bir türlü kurtulamıyoruz.

              

Mesela bir dindar, Filistin' de çocuklar ölüyor insanlık ölüyor, yardım çağrısında bulunduğunda neden solcu kesim ses çıkarmaz. Oysa ki solun temelinde insanlığın eşitli ve refahı vardır. Dindarlar böyle bir çağrıda bulunduğunda ses çıkarmamalarının sebebi elbette ki bu görüşe katılmamaları değil. Katılmamalarının sebebi bu çağrıyı dindar insanların yapıyor olması. Ya da bir komünist Irak'ın işgalini protesto ettiğinde neden diğer kesimin insanları ses çıkarmaz. Oysa ki, kimse bu işgali kabul etmiyor. Ya da milliyetçi camia milli sermayenin öneminden bahsederken kimse ses çıkarmaz.

 

Bence bu kutuplaşmadan bir an önce kurtulmak gerekir. Doğruyu kim söylerse söylesin katılmamız gerektiği vatan sevgisini de gösterir bence. Katılmamamız da içinde bulunduğumuz grubun ve çıkarlarımızın sevgisini gösterir. 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

1 yorum yazılmıştır

Yazan:BARIS59 | Tarih: 2008-04-03 13:54:51
Konu: BAKIŞ AÇISI

Tek taraflı düşüncenin lanet kısır döngüsü elozonik girdabın içinde
döndürür bizleri.Her kez bağırır ama , çıkmak isteyen de yok gibidir.
Sağlıcakla

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »