İnsan doğduğu andan itibaren savaşmaya başlar diyor bir kitabında İsmet ÖZEL. Ana rahminden çıktıktan hemen sonra, büyük bir oksijen baskısına maruz kalırız. Ciğerleriniz onu hazmetmeye çalışırken, doğum yaptıran kadının darbesi, hayatta yiyeceğiniz tokatların ilkidir ve en hafifidir. Çünkü o acıyı hissettiğinizde annenizin kucağında bulacaksınız kendinizi. Sizi savunan birileri olacaktır ilk anda. Acınızı dindirecek, sizi savunacak birileri olacaktır ve belki de siz bunun verdiği güvenle daha da acılı ağlayacaksınız.

 

Zaman geçip yaşınızı başınızı aldığınızda devam edecektir savaş. Bu sefer her yönden, çeşitli taktiklerle üstünüze gelen düşmanlarınız olacak. Ve işin kötüsü sizi savunacak, sizin için savaşacak birileri olmayacak. Yalnız kalacaksınız. Her zaman kendiniz savaşacak, yenildiğinizde bunun acısını siz çekeceksiniz. Evet, sizi destekleyenler olacak, sizin için fedakârlık yapanlar çıkacak karşınıza. Ama bu yalnız olmadığımız anlamına gelmeyecek. Acı çekilecekse siz çekeceksiniz, sevinilecekse buna yalnız siz sevineceksiniz. Çünkü acının ve sevincin gerçek manasını sadece siz bileceksiniz ve çevrenizdekiler sadece bu acının veya sevincin yansımalarını bilecek ve bu yansımalara sevinecek-üzülecek.

 

Bir annenin yavrusunu kaybetmesinin acısını sadece o anne bilecektir. Çünkü o annenin yavrusuna vermiş olduğu değeri sadece kendisi bilecektir. Ya da bir gencin sevdiğini kaybetmesinin acısını sadece o bilecektir. Çünkü o sevgilinin değerini sadece o genç bilecektir. Bizim o genci anladığımızı söylememiz ise onun olayının yansımasını yaşamamızdır. Damdan düşenin halini damdan düşlen anlar sözü burada biraz sığ kalmaktadır. Çünkü iki insanın, yaşadıkları aynı olaya verdiği değer farklıdır. Burada o iki insanın birbirini anladığını söylememiz yanlış olmaz mı? Başörtüsü yüzünden okulunu bırakan bir kı zı da hiç anlamayacağız. Onun yanlış yaptığını söyleyip okuluna devam etmesi gerektiğini dile getireceğiz. Onun başörtüsüne verdiği değeri hiç anlamayacağız. Okula devam etmesi gerektiğini söyleyenlere göre, okula devam etmek için başörtüsünden bir miktar taviz verilir. Ama okulunu bırakan bir genç kız içinse başörtüsü için okuldan taviz verilir. Bu noktada ayrılan düşünceleri düşündüğümüzde şimdiye kadar bu konuya destek verenlerle başörtüsü için okulunu bırakabilen genç kızların düşüncesi hiç kesişmedi. Ya da ortak noktaları çok azdı diyelim. Çünkü iki grup için taviz verilecek şeyler farklıydı. Yani başörtülüleri desteklediğimizde bile onlar yalnızdı.

 

İnsan doğduğu andan itibaren savaşır ve yalnızdır. Sadece birilerinin desteğini görürüz ama acıyı biz çeker sevinci biz yaşarız. Yalnızız…

 

(* Peyami Safa üstada saygılarımla…)

     

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »